ben-ok-sen-ok

Ben OK’im – Sen OK’sin

TRANSAKSİYONEL ANALİZ, koçluk ile öğrendiğim, en ilgimi çeken konulardan biri. Eric Berne kurucularından ve “İnsanların Oynadığı Oyunlar” kitabında üç ego durumundan bahseder. Ebeveyn, Yetişkin, Çocuk ( E, Y, Ç ). Bu üç ego durumu da hayatta karşımızdaki ile oynadığımız tüm oyunlarda sergilenir.

Ebeveyn, doğumdan beş aya kadar dışarıdan olayların kaydıdır yani öğretilen yaşam kavramıdır.

Çocuk yine doğumdan beş aya kadar iç olayların kaydıdır yani hissedilen yaşam kavramıdır.

Yetişkin ise doğumdan on ay sonra gelişmeye başlar ve keşif, test, muhakeme yoluyla elde ettiği bilgi parçacıkları ile -analiz yaparak- karar vermeye odaklanır, aynı bilgisayarın belleğinde datayı çağırıp, sonuç üretmek gibi.

Eric Berne’den sonra konuyu Thomas A. Harris daha detaylı ve hayatın içinden örneklerle “Ben OK ’im, Sen OK ’sin” kitabında ele alıyor ve dört yaşam konumuna indirgiyor.

Bu kitap bana çok şey kattı. “Yetişkin” imin farkına varmamı ve düşünmediğim pek çok konuda muhakeme etmemi sağladı, düşünce duvarlarımı genişletti.

Aşağıda alıntı yaptığım kısım bu kitabın 9. Bölümünden, -E-Y-Ç ve Çocuklar- kısmından, “Tedavi Gören Ön Ergenler” başlığı altında yer alıyor. Diyor ki;

“Tıpkı iyi bir çocuk gibi, gencin yetişkin olduğunda dört gözle beklediği tek şey (kendisi gibi) “bir velede bakmak” zorunda kalacak bir ebeveyn olmaksa, neden zahmet etsin ki?

Burada ebeveynler “Ben nasıl bir ebeveynim?” sorusu yerine şu soruyu sorsalar daha iyi olur:

“Çocuğumun yanında nasıl bir insanım?”

– Onun mutlu olmasını istiyorum. Evimizde neşe var mı?
– Yaratıcı olmasını istiyorum. Yeni şeyler beni heyecanlandırıyor mu?
– Bir şeyler öğrenmesini istiyorum. Geçtiğimiz ay, yıl, yıl içinde kaç kitap okudum?
– Arkadaşları olmasını istiyorum. Ne kadar arkadaş canlısıyım?
– İdealleri olmasını istiyorum. Benim ideallerim var mı? Yaptıklarım da gösterecek kadar önemli mi? Neye inandığımı ona hiç söyledim mi?
– Cömert olmasını istiyorum. Kendi ailem dışındaki herhangi birinin ihtiyaçları konusunda merhametli miyim?”
İnsanlar istedikleri şeyi değil, oldukları şeyi kendilerine çekerler.
İnsanlar aynı zamanda istedikleri çocukları değil, kendilerinin, yani ebeveynlerinin ne olduğunu yeniden üreten çocukları yetiştirirler. “

Ve Doğu felsefesi uzmanı Alan Watts’dan bir eklenti yapıyor, diyor ki;

“evde oturup çocuğunuz için en iyi şeyi yapıp yapmadığınız konusunda endişelenen ve sanki vermeniz gereken tek şey iyi yetiştirilmiş bir çocukmuş gibi yaşayan, ebeveynin kendi kendini yenilgiye uğratan tutumundan söz eder Alan Watts * ve der ki:

“Sorun şu ki, pek çok ailede anne ve babalar çocuklarını doğru bir şekilde yetiştirip yetiştirmedikleri konusunda kendilerini suçlu hissetmek zorunda bırakılıyorlar. Kendi işlerini iyi yapmalarının tek nedeninin çocukta iyi bir sonuç yaratmak olduğunu düşünüyorlar.

Bu, sadece mutlu olmak için mutlu olmaya çalışmak gibidir.
Ama mutluluk bir yan üründür.

Yani asıl mesele “iyi çocuk” yetiştirmekten ziyade “iyi insan” olmak, sen iyiysen ve yeterliysen ve  yararlıysan -OK ’isen-, senden gelen de OK oluyor, yeter ki iyi niyetle farkına var.

İlişki yönetimi açısından “Ben OK ’im, Sen OK ’sin” kitabını şiddetle tavsiye ederim, başkaları ile iletişimde bulunmak zorunda olan herkese…

Sağlıkla kalın.

#farkındAkıl
#ahlakayakizi
www.muratsemerci.com.tr

 

*A. Watts, “A Redbook Dialogue” (Bir Redbook Diyaloğu), Redbook, Cilt 127, No.1, May1s, 1966
Ben OK’im – Sen OK’sin
Sayfa 238-239
Tags: No tags

Comments are closed.